İçeriğe atla

çin ekonomik verileri

Çin Ekonomisi 2017 Yılına İyi Başladı.

Çin’de büyüme ilk çeyrekte %6,9 ile son 1,5 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam piyasa beklentilerinin üzerinde, bizim ise üşengeçlikten daha önce yazmadığımız beklentimizle tam uyumlu gerçekleşti. PMI’nın son aylardaki seyri ve özel sektör yatırımlarındaki canlanmanın yanı sıra Mart ayındaki güçlü dış ticaret verileri sonrasında tam da bu rakam aklımıza gelmişti.

Büyümenin ayrıntılarına bakıldığı zaman son yıllarda ekonominin yükünü sırtlayan hizmet sektörünün bir miktar yavaşladığını ancak firmaların yeniden stoklarını artırmaya başlamasıyla sanayi sektörünün hızlandığını görüyoruz. Tüketim tarafında ise özel sektör yatırımlarında daha önce tahmin ettiğimiz ancak bizim beklentimizden bile daha hızlı gerçekleşen bir artış dikkat çekiyor. Sonuçta, hem stokların hem de sabit yatırımların gösterdiği şekilde özel sektör canlanıyor ve iç veya dış kaynaklı ciddi bir şokla karşılaşmadığı sürece Çin ekonomisinin 2017 yılının tamamı için hükümetin koymuş olduğu %6,5 civarı büyüme hedefini şimdiden garantilediğini söyleyebiliriz.

Piyasa yorumları, büyümenin ilk çeyrekte zirve yaptığı ve hükümetin konut sektörünü yeniden sıkması başta olmak üzere çeşitli sebeplerle önümüzdeki aylarda ekonominin yeniden yavaşlayacağı yönünde. Buna rağmen, 2017 ve 2018 büyüme tahminleri şimden 20-30 baz puan yükseltilmeye başladı bile…

Aslında son bir haftada açıklanan ekonomik veriler, büyümedeki ivmenin en azından ikinci çeyrekte de devam edeceğine işaret ediyor. Sanayi üretimi  yılın ilk iki ayında daha ılımlı ilerledikten sonra Mart ayında hız kazanıyor. Benzer şekilde perakende satışlar yoluyla takip ettiğimiz tüketim harcamaları da Mart ayında hızlanmış durumda. Ancak bizce en önemlisi yukarıda da belirttiğimiz şekilde, özel sektörün üzerindeki ölü toprağını atarak yeniden yatırım yapmaya başlaması. ÜFE’deki yükseliş sayesinde artık borçlarını nominal olarak eritebilme şansını elde eden özel sektör, bu fırsatı son yıllarda ertelemekte oldukları yatırımlara yeniden başlayarak değerlendiriyor.

ÜFE demişken, Ağustos ayından bu yana baz etkisi ve ham madde fiyatlarındaki yükselişle deyim yerindeyse “roketleyen” üretici fiyatları Mart ayında beklediğimiz şekilde yumuşamaya başladı. TÜFE enflasyonu da Şubat ayında kaydetmiş olduğu anormal düşüşün ardından bir miktar toparlandı, ancak ÜFE’nin “tüketim malları” alt kalemi ile TÜFE arasında süregelen sıkı ilişkideki kopma Mart ayında da sürüyor. Bu konuyu önümüzdeki aylarda da takip edeceğiz.

Büyüme dinamikleri bizim beklediğimiz şekilde gitse de özellikle tüketici enflasyonundaki yumuşaklık, bu yıl için faiz artırımı beklentilerimizi tehlikeye atmaya başladı. Şimdilik görünen o ki Merkez Bankası (PBOC), bu yılın geri kalanında para politikasını gösterge faizleri yükseltmeden sadece likidite araçları yoluyla yönetmeyi sürdürebilecek. Döviz rezervlerinin uzun düşüşünü son iki ayda sona erdirmesi ve ABD Hazine Bakanlığı’nın bir kez daha Çin’i “kur manipülatörü” olarak nitelendirmekten kaçınması da faizleri artırmama konusunda PBOC’nin elini rahatlacaktır.

Özel sektörün yatırımlarının büyüme için önemli katkı yapmaya başlaması, aslında hükümete maliye politikasında daha kontrollü bir gevşeme, KİT reformları ve yüksek borç oranlarıyla mücadele açısından da bir avantaj sağlıyor. Ancak, Ekim ayındaki çok önemli Komünist Parti Kongresi öncesinde hükümetin ekonomiyi rayından çıkarma riski içerecek en küçük bir adımdan bile kaçınacağını düşünüyoruz. Böyle adımlar için ekonominin en azından ikinci çeyrekte de yeniden kendi ayakları üzerinde durabildiği tatminkar bir performans göstermesi beklenecektir.

CHN-101: Çin Ekonomik Verileri

İki hafta önce Çin Ulusal İstatistik Bürosu (NBS) Başkanı , yerel yönetimlerin özellikle büyüme verisinde tahrifat yaptığını ve bu konuda soruşturmaların devam ettiğini açıkladı. Rakamlardaki usûlsüzlükler Çin ekonomik verilerine ait sorunların sadece birisi. Aşağıya buyrun…

Neredeyse bir kıta büyüklüğünde ve dünya nüfusunun %20’sinden fazlasını barındıran gelişmekte olan bir ülkede sağlıklı bir şekilde istatistik toplamanın zorluğu anlaşılabiliyor. Bunun üzerine ekonomik hedeflerin tutturulması konusunda takıntılı, merkezi planlamaya dayanan bir hükümeti de koyalım. Hatta bu hükümet -birkaç yıl öncesine kadar- yerel yöneticilerin Komünist Parti içerisinde yükselmelerini bölgelerindeki ekonomik büyümeye bağlamış olsun. Sonuçta Çin’deki büyüme verileri üzerinde geçmişten bu yana bir şüphe bulutu gezinir. Hatta bu şüpheler son yıllarda ekonomik yavaşlamanın hiç bir oynaklık göstermeden gerçekleşiyor olmasıyla giderek artıyor. Diğer ekonomik verileri kullanarak Çin’deki “gerçek” büyüme hızını %4’e kadar düşük hesaplayan analistler var. Çin’deki alternatif büyüme tahminlerine daha sonra döneceğiz.

Doğrusu bu şüpheler de Çinli yetkililer tarafından zaman zaman körüklenmektedir. Bunların en ünlüsü; günümüzün Başbakan’ı Li Keqiang’ın wikileaks aracılığıyla dünyaya yayılan sözleri oldu.  Kendisi 2007 yılında Kuzey Doğu’daki Liaoning eyaletinden sorumlu Komünist Parti Sekreteri’yken, dönemin ABD büyükelçisine büyüme verilerini “sadece referans için kullanılabilecek insan yapısı rakamlar” olduğunu söylemişti.

Wikileaks’e göre Li bununla da kalmamış ve kendisinin ekonominin gerçek eğilimlerini takip etmek için; (1) elektrik tüketimi, (2) demiryolu taşıma hacimleri ve (3) kredi büyümesine baktığını söylemişti. Piyasaların da bu verilere atlayarak bugün Li Keqiang Endeksi (kısaca LKI) olarak bilinen sentetik göstergeyi yaratması da uzun sürmedi. İşin ilginci, NBS Başkanının açıklamalarının aslında yerel yönetimlerdeki büyüme verileri ortalamasının giderek ülke geneli için açıklanan toplu veriye oldukça yaklaştığı bir dönemde gelmiş olması (bkz. grafik). Bu durumu iyimser bakışla yerel yönetimlerin hileli verilere giderek daha az başvurduğu şeklinde yorumlayabilirdik. Ama bu yazıya konu haberden anladığımız kadarıyla yerel yönetimler büyüme verilerini hükümet hedefine yaklaştırmak için hile yapıyor galiba…


Verilerin genellikle merkezi yönetimi memnun edecek şekilde “sabunlanması” genelde kabul edilmiş bir gerçek olmasa da Çin’i takip eden herkesin aklının bir köşesinde durur. Ama yukarıda bahsettiğimiz gibi bu durum Çin ekonomik verilerini yorumlamayı zorlaştıran tek etken değildir. Mesela makro düzeyden birazcık aşağıya indikçe aynı konuda birden fazla (bazen çok fazla) veriye ulaşmak ve hatta bu verilere göre kendi tezlerinize göre sonuçlar çıkartmanız bile mümkündür. Ayrıca kendiniz Çince bilmiyorsanız, veri kaynağınızın çevirisine ve veri tanımına güvenmek zorundasınız. Mesela aşağıdaki grafiğe bir bakalım. Shanghai’daki konut fiyatlarına ilişkin birçok farklı kaynaktan alınan verileri bir araya getirdik. Soru şu; Shanghai’da konut fiyatları 2010  yılından bu yana artmış ama ne kadar artmış…?

Durun daha bitmedi… Komünizmle yönetilen (ya da yönetilmiş) diğer ülkelerde de karşımıza çıkan ve işleri zorlaştıran iki veri raporlama yöntemi daha var.  Bunlardan daha kolay olanı aylık ya da yıllık % değişim serilerinin ‘Bir Önceki Dönem=100’ şeklinde açıklanması. Mesela bir önceki yıla göre %2.5 artmış bir veri bu gösterimde 102.5 olarak karşımıza çıkıyor. Tamam, excelde yeni bir sütun açıp bütün BÖD serisinden 100 çıkartmak çocuk oyuncağı ama yine de angarya işte.

Ayrıca bir de aylık ya da çeyreklik verilerin “yılbaşından itibaren birikimli” açıklanma hikayesi var ki daha büyük  angarya.  Bu tür veriyi -Türkiye de dahil- başka ülkelerde de görürüz ama bu ülkeler çoğunlukla aynı veriyi aylık veya çeyreklik de açıklama nezaketini gösterirler.

Örneğin her ay sanayi üretimi ve perakende satışlarla birlikte açıklanan sabit yatırımlardaki yıllık % değişim verisi herhangi bir ay için yılbaşından itibaren birikimli rakamlar için açıklanır. Bu birikimli veriyi, aylık hâle çevirmek kolaydır da bunu reel hâle getirmek biraz emek ister. Çoğunlukla da diğer analistler ve biz bu iş için uğraşmak yerine artık doğrudan NBS’nin açıkladığı yıllık % değişim verisini kullanıyoruz.

Yukarıda gördüğünüz büyüme grafiği buna başka bir örnektir. Çin’de eyaletler bazında yıllık % değişim verisi sadece yılbaşından itibaren birikimli GSYİH serisi için açıklanıyor. Biz de mecburen ülkenin tamamı için açıklanan büyüme verisinin de benzer versiyonunu kullandık.

Bu arada bu “yılbaşından itibaren birikimli” (year to date=YTD) kısaltması bizde bir çeşit mesleki deformasyon yaratmış. Ekonomi ve finans ile ilgili sitelerdeki yorumlarda yazan YTD (yatırım tavsiyesi değildir) uyarısını biz ilk anda hep yılbaşından itibaren birikimli olarak anlıyoruz.

Çin ekonomik verileri için en büyük kabus ise takvim etkileridir. Bunların da en önemlisi Çin takvimine göre yeni yıldır. Bütün memleketin bir hafta boyunca tatile girdiği (çoğu işçinin de yıllık iznini ekleyerek uzattığı) Çin yeni yılı tatili bizim kullandığımız takvime göre yıllar itibariyle Ocak ayının ikinci yarısı ve Şubat ayının ilk yarısı arasında gidip gelir. Bu da ekonomik verilerde -özellikle de yıllık % değişim hesaplanırken- henüz hiç kimsenin çözmeyi beceremediği sapmalar yaratır. Bakınız: ihracat ve ithalat verileri. Her yılın Ocak ve Şubat ayında görülen zıplamalar sanki bir kalp grafiğine bakıyormuşuz gibi hissettiriyor.

NBS de çözümsüz kalmış olmalı ki sanayi üretimi, perakende satışlar ve sabit yatırımlar gibi reel ekonominin önemli verilerini yılın ilk iki ayı için bileşik yayınlar. E tabi bu da her yıl için 11 gözlem demek ve mesela sanayi üretimi (11 gözlem) ve ihracat (12 gözlem) verilerini bir arada incelemek isterseniz bir sorun yaratır. Fakir yazarınız eksik aylık gözlem için ya Ocak-Şubat bileşik verisini her iki ay için tekrarlar ya da Aralık ve Ocak-Şubat verisinin ortalamasını alıp Ocak ayına yazar. Artık hangisi daha yumuşak bir geçiş sağlıyorsa…

Son olarak da Çin’de zaman zaman hükümet kararları da ekonomik verileri çok etkiler. Örneğin Pekin’de düzenlenen olimpiyatlar ya da G20 Liderler Zirvesi öncesinde şehirdeki hava kirliliğinin azalması için çevre fabrikaların en az 15 gün topluca kapatılması mümkündür. Ya da mesela ekonomiye destek verilmesi için kamu yatırımları yılbaşında öyle bir artar ki sabit yatırımların yıllık artış hızı Aralık ayında %20’lerdeyken Ocak-Şubat’ta %50’nin üzerine fırlayabilir.

Biz yukarıda anlattığımız bu takvim etkilerinin yarattığı sorunların çözümü için genellikle hareketli ortalamaları kullanıyoruz.

Bütün bu yazdıklarımızdan çıkacak sonuç: Çin’de özellikle aylık olarak açıklanan verilerdeki oynamalarını kafaya takmak yerine genel eğilimlere bakmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.

Sizce de istatistik kelimesinin Çince karşılığı “shit” gibi görünmüyor mu..?