İçeriğe atla

Çin Ekonomisi

Çin Ekonomisi 2017 Yılına İyi Başladı.

Çin’de büyüme ilk çeyrekte %6,9 ile son 1,5 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam piyasa beklentilerinin üzerinde, bizim ise üşengeçlikten daha önce yazmadığımız beklentimizle tam uyumlu gerçekleşti. PMI’nın son aylardaki seyri ve özel sektör yatırımlarındaki canlanmanın yanı sıra Mart ayındaki güçlü dış ticaret verileri sonrasında tam da bu rakam aklımıza gelmişti.

Büyümenin ayrıntılarına bakıldığı zaman son yıllarda ekonominin yükünü sırtlayan hizmet sektörünün bir miktar yavaşladığını ancak firmaların yeniden stoklarını artırmaya başlamasıyla sanayi sektörünün hızlandığını görüyoruz. Tüketim tarafında ise özel sektör yatırımlarında daha önce tahmin ettiğimiz ancak bizim beklentimizden bile daha hızlı gerçekleşen bir artış dikkat çekiyor. Sonuçta, hem stokların hem de sabit yatırımların gösterdiği şekilde özel sektör canlanıyor ve iç veya dış kaynaklı ciddi bir şokla karşılaşmadığı sürece Çin ekonomisinin 2017 yılının tamamı için hükümetin koymuş olduğu %6,5 civarı büyüme hedefini şimdiden garantilediğini söyleyebiliriz.

Piyasa yorumları, büyümenin ilk çeyrekte zirve yaptığı ve hükümetin konut sektörünü yeniden sıkması başta olmak üzere çeşitli sebeplerle önümüzdeki aylarda ekonominin yeniden yavaşlayacağı yönünde. Buna rağmen, 2017 ve 2018 büyüme tahminleri şimden 20-30 baz puan yükseltilmeye başladı bile…

Aslında son bir haftada açıklanan ekonomik veriler, büyümedeki ivmenin en azından ikinci çeyrekte de devam edeceğine işaret ediyor. Sanayi üretimi  yılın ilk iki ayında daha ılımlı ilerledikten sonra Mart ayında hız kazanıyor. Benzer şekilde perakende satışlar yoluyla takip ettiğimiz tüketim harcamaları da Mart ayında hızlanmış durumda. Ancak bizce en önemlisi yukarıda da belirttiğimiz şekilde, özel sektörün üzerindeki ölü toprağını atarak yeniden yatırım yapmaya başlaması. ÜFE’deki yükseliş sayesinde artık borçlarını nominal olarak eritebilme şansını elde eden özel sektör, bu fırsatı son yıllarda ertelemekte oldukları yatırımlara yeniden başlayarak değerlendiriyor.

ÜFE demişken, Ağustos ayından bu yana baz etkisi ve ham madde fiyatlarındaki yükselişle deyim yerindeyse “roketleyen” üretici fiyatları Mart ayında beklediğimiz şekilde yumuşamaya başladı. TÜFE enflasyonu da Şubat ayında kaydetmiş olduğu anormal düşüşün ardından bir miktar toparlandı, ancak ÜFE’nin “tüketim malları” alt kalemi ile TÜFE arasında süregelen sıkı ilişkideki kopma Mart ayında da sürüyor. Bu konuyu önümüzdeki aylarda da takip edeceğiz.

Büyüme dinamikleri bizim beklediğimiz şekilde gitse de özellikle tüketici enflasyonundaki yumuşaklık, bu yıl için faiz artırımı beklentilerimizi tehlikeye atmaya başladı. Şimdilik görünen o ki Merkez Bankası (PBOC), bu yılın geri kalanında para politikasını gösterge faizleri yükseltmeden sadece likidite araçları yoluyla yönetmeyi sürdürebilecek. Döviz rezervlerinin uzun düşüşünü son iki ayda sona erdirmesi ve ABD Hazine Bakanlığı’nın bir kez daha Çin’i “kur manipülatörü” olarak nitelendirmekten kaçınması da faizleri artırmama konusunda PBOC’nin elini rahatlacaktır.

Özel sektörün yatırımlarının büyüme için önemli katkı yapmaya başlaması, aslında hükümete maliye politikasında daha kontrollü bir gevşeme, KİT reformları ve yüksek borç oranlarıyla mücadele açısından da bir avantaj sağlıyor. Ancak, Ekim ayındaki çok önemli Komünist Parti Kongresi öncesinde hükümetin ekonomiyi rayından çıkarma riski içerecek en küçük bir adımdan bile kaçınacağını düşünüyoruz. Böyle adımlar için ekonominin en azından ikinci çeyrekte de yeniden kendi ayakları üzerinde durabildiği tatminkar bir performans göstermesi beklenecektir.

Şubat Ayı PMI Verileri Üzerine Düşünceler

Çin ekonomisine ilişkin 2017 beklentilerimizi paylaştığımız yazımızda, Merkez Bankası’nın (PBOC) beklenen faiz artırımlarına başlamak için, büyüme hızının hükümet hedefine ulaşacağından emin olmak isteyeceğini ve ilk faiz artırımının 3. çeyrek sonundan önce gelmeyeceğini savunmuştuk. Şubat ayı PMI verileri bu tahminimizi yeniden gözden geçirmemize neden oldu. 

Hem resmî hem de özel sektör PMI verileri (*) Şubat ayı da piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Özellikle Markit’in yayınladığı özel PMI verisinin 2010 yılından bu yana en uzun kesintisiz genişleme dönemine işaret etmesi dikkat çekici. Bu veriler, son haftalarda okuduğumuz ve Çin ekonomisinin son birkaç yıldır içinde olduğu ‘L şekilli’ yavaşlamanın sonuna geldiğimizi ileri süren yazıları da teyit eder nitelikte. 

Çin’de büyüme iyiye gidiyor gibi, peki PBOC faiz artırımlarını erkene çekebilir mi? Bunun cevabı enflasyon görünümünde saklı. Enflasyon denince akla gelen temel göstergeler olan ÜFE ve TÜFE’de resim henüz tamamıyla netleşmiş değil. Ocak ayında ÜFE yıllık %6,9 ile son yılların en yüksek seviyesine ulaşsa da bu rakamın 6,1 puanlık kısmının baz etkisinden kaynaklandığı açıklandı ve hemen herkes bu sert yükselişin önümüzdeki aylarda sona ereceği görüşünde. TÜFE’de ise yukarı yönlü sinsi bir hareket görülse de enflasyon oranı, hükümetin birkaç gün içinde 2017 yılının tamamı için açıklayacağını tahmin ettiğimiz %3’lük hedefin altında. 

Ancak emtia fiyatlarındaki yükseliş ve önümüzdeki dönem için artan enflasyonist baskılar Çin için giderek daha geniş kabul gören gerçekler. Biz de özellikle şirketlerin fiyat baskılarını tüketiciye ne derece yansıtabildiğini analiz etmek için resmî PMI verilerinin alt kalemlere bakıyoruz. 

Emtia fiyatlarındaki yükseliş, imalat sanayi PMI’nın ‘satın alınan hammadde fiyatları’ alt endeksinde kendisini açıkça belli ediyor. Ancak henüz bir yıllık mazisi olan ‘üretici fiyatları’ alt endeksindeki yükselişler henüz aynı hızda değil. Maalesef bu seri çok yeni olduğu için imalat sanayinde maliyetlerin fiyatlara yansıması konusunda tarihsel bir ilişki aramak mümkün olmuyor. 

İmalat dışı sektörlere ait PMI verilerinde ise bu handikaptan kurtuluyoruz. İnşaat ve hizmet sektörlerini kapsayan bu verinin maliyetleri ölçen alt endeksi 2016 başından; nihaî fiyatları ölçen alt endeksi ise 2016’nın ikinci yarısından bu yana giderek artan bir hızda yükselmeye başlamış durumda (hatırlatma: PMI verilerinin ölçtüğü değişkenin arttığını söylemek için endeksin 50’nin üzerine geçmesi gerekiyor). 

Sonuç olarak, ekonomi giderek daha güçlü istikrar işaretleri veriyor ve enflasyonda bir hareketlenmenin ilk işaretleri görülüyor. Bunlara bağlı olarak daha önce 3. çeyreğin sonundan itibaren beklediğimiz ilk faiz artırımının birkaç ay daha erken gelme ihtimalinin arttığı düşüncesindeyiz. Önümüzdeki iki hafta boyunca açıklanacak olan hükümetin 2017 büyüme hedefi ve Ocak-Şubat ekonomik verilerinin ardından bu konuya tekrar döneriz. 

(*): Çin’de açıklanan resmî ve özel PMI verilerinin benzerlikleri ve farkları üzerine yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

CHN-101: Çin Ekonomik Verileri

İki hafta önce Çin Ulusal İstatistik Bürosu (NBS) Başkanı , yerel yönetimlerin özellikle büyüme verisinde tahrifat yaptığını ve bu konuda soruşturmaların devam ettiğini açıkladı. Rakamlardaki usûlsüzlükler Çin ekonomik verilerine ait sorunların sadece birisi. Aşağıya buyrun…

Neredeyse bir kıta büyüklüğünde ve dünya nüfusunun %20’sinden fazlasını barındıran gelişmekte olan bir ülkede sağlıklı bir şekilde istatistik toplamanın zorluğu anlaşılabiliyor. Bunun üzerine ekonomik hedeflerin tutturulması konusunda takıntılı, merkezi planlamaya dayanan bir hükümeti de koyalım. Hatta bu hükümet -birkaç yıl öncesine kadar- yerel yöneticilerin Komünist Parti içerisinde yükselmelerini bölgelerindeki ekonomik büyümeye bağlamış olsun. Sonuçta Çin’deki büyüme verileri üzerinde geçmişten bu yana bir şüphe bulutu gezinir. Hatta bu şüpheler son yıllarda ekonomik yavaşlamanın hiç bir oynaklık göstermeden gerçekleşiyor olmasıyla giderek artıyor. Diğer ekonomik verileri kullanarak Çin’deki “gerçek” büyüme hızını %4’e kadar düşük hesaplayan analistler var. Çin’deki alternatif büyüme tahminlerine daha sonra döneceğiz.

Doğrusu bu şüpheler de Çinli yetkililer tarafından zaman zaman körüklenmektedir. Bunların en ünlüsü; günümüzün Başbakan’ı Li Keqiang’ın wikileaks aracılığıyla dünyaya yayılan sözleri oldu.  Kendisi 2007 yılında Kuzey Doğu’daki Liaoning eyaletinden sorumlu Komünist Parti Sekreteri’yken, dönemin ABD büyükelçisine büyüme verilerini “sadece referans için kullanılabilecek insan yapısı rakamlar” olduğunu söylemişti.

Wikileaks’e göre Li bununla da kalmamış ve kendisinin ekonominin gerçek eğilimlerini takip etmek için; (1) elektrik tüketimi, (2) demiryolu taşıma hacimleri ve (3) kredi büyümesine baktığını söylemişti. Piyasaların da bu verilere atlayarak bugün Li Keqiang Endeksi (kısaca LKI) olarak bilinen sentetik göstergeyi yaratması da uzun sürmedi. İşin ilginci, NBS Başkanının açıklamalarının aslında yerel yönetimlerdeki büyüme verileri ortalamasının giderek ülke geneli için açıklanan toplu veriye oldukça yaklaştığı bir dönemde gelmiş olması (bkz. grafik). Bu durumu iyimser bakışla yerel yönetimlerin hileli verilere giderek daha az başvurduğu şeklinde yorumlayabilirdik. Ama bu yazıya konu haberden anladığımız kadarıyla yerel yönetimler büyüme verilerini hükümet hedefine yaklaştırmak için hile yapıyor galiba…


Verilerin genellikle merkezi yönetimi memnun edecek şekilde “sabunlanması” genelde kabul edilmiş bir gerçek olmasa da Çin’i takip eden herkesin aklının bir köşesinde durur. Ama yukarıda bahsettiğimiz gibi bu durum Çin ekonomik verilerini yorumlamayı zorlaştıran tek etken değildir. Mesela makro düzeyden birazcık aşağıya indikçe aynı konuda birden fazla (bazen çok fazla) veriye ulaşmak ve hatta bu verilere göre kendi tezlerinize göre sonuçlar çıkartmanız bile mümkündür. Ayrıca kendiniz Çince bilmiyorsanız, veri kaynağınızın çevirisine ve veri tanımına güvenmek zorundasınız. Mesela aşağıdaki grafiğe bir bakalım. Shanghai’daki konut fiyatlarına ilişkin birçok farklı kaynaktan alınan verileri bir araya getirdik. Soru şu; Shanghai’da konut fiyatları 2010  yılından bu yana artmış ama ne kadar artmış…?

Durun daha bitmedi… Komünizmle yönetilen (ya da yönetilmiş) diğer ülkelerde de karşımıza çıkan ve işleri zorlaştıran iki veri raporlama yöntemi daha var.  Bunlardan daha kolay olanı aylık ya da yıllık % değişim serilerinin ‘Bir Önceki Dönem=100’ şeklinde açıklanması. Mesela bir önceki yıla göre %2.5 artmış bir veri bu gösterimde 102.5 olarak karşımıza çıkıyor. Tamam, excelde yeni bir sütun açıp bütün BÖD serisinden 100 çıkartmak çocuk oyuncağı ama yine de angarya işte.

Ayrıca bir de aylık ya da çeyreklik verilerin “yılbaşından itibaren birikimli” açıklanma hikayesi var ki daha büyük  angarya.  Bu tür veriyi -Türkiye de dahil- başka ülkelerde de görürüz ama bu ülkeler çoğunlukla aynı veriyi aylık veya çeyreklik de açıklama nezaketini gösterirler.

Örneğin her ay sanayi üretimi ve perakende satışlarla birlikte açıklanan sabit yatırımlardaki yıllık % değişim verisi herhangi bir ay için yılbaşından itibaren birikimli rakamlar için açıklanır. Bu birikimli veriyi, aylık hâle çevirmek kolaydır da bunu reel hâle getirmek biraz emek ister. Çoğunlukla da diğer analistler ve biz bu iş için uğraşmak yerine artık doğrudan NBS’nin açıkladığı yıllık % değişim verisini kullanıyoruz.

Yukarıda gördüğünüz büyüme grafiği buna başka bir örnektir. Çin’de eyaletler bazında yıllık % değişim verisi sadece yılbaşından itibaren birikimli GSYİH serisi için açıklanıyor. Biz de mecburen ülkenin tamamı için açıklanan büyüme verisinin de benzer versiyonunu kullandık.

Bu arada bu “yılbaşından itibaren birikimli” (year to date=YTD) kısaltması bizde bir çeşit mesleki deformasyon yaratmış. Ekonomi ve finans ile ilgili sitelerdeki yorumlarda yazan YTD (yatırım tavsiyesi değildir) uyarısını biz ilk anda hep yılbaşından itibaren birikimli olarak anlıyoruz.

Çin ekonomik verileri için en büyük kabus ise takvim etkileridir. Bunların da en önemlisi Çin takvimine göre yeni yıldır. Bütün memleketin bir hafta boyunca tatile girdiği (çoğu işçinin de yıllık iznini ekleyerek uzattığı) Çin yeni yılı tatili bizim kullandığımız takvime göre yıllar itibariyle Ocak ayının ikinci yarısı ve Şubat ayının ilk yarısı arasında gidip gelir. Bu da ekonomik verilerde -özellikle de yıllık % değişim hesaplanırken- henüz hiç kimsenin çözmeyi beceremediği sapmalar yaratır. Bakınız: ihracat ve ithalat verileri. Her yılın Ocak ve Şubat ayında görülen zıplamalar sanki bir kalp grafiğine bakıyormuşuz gibi hissettiriyor.

NBS de çözümsüz kalmış olmalı ki sanayi üretimi, perakende satışlar ve sabit yatırımlar gibi reel ekonominin önemli verilerini yılın ilk iki ayı için bileşik yayınlar. E tabi bu da her yıl için 11 gözlem demek ve mesela sanayi üretimi (11 gözlem) ve ihracat (12 gözlem) verilerini bir arada incelemek isterseniz bir sorun yaratır. Fakir yazarınız eksik aylık gözlem için ya Ocak-Şubat bileşik verisini her iki ay için tekrarlar ya da Aralık ve Ocak-Şubat verisinin ortalamasını alıp Ocak ayına yazar. Artık hangisi daha yumuşak bir geçiş sağlıyorsa…

Son olarak da Çin’de zaman zaman hükümet kararları da ekonomik verileri çok etkiler. Örneğin Pekin’de düzenlenen olimpiyatlar ya da G20 Liderler Zirvesi öncesinde şehirdeki hava kirliliğinin azalması için çevre fabrikaların en az 15 gün topluca kapatılması mümkündür. Ya da mesela ekonomiye destek verilmesi için kamu yatırımları yılbaşında öyle bir artar ki sabit yatırımların yıllık artış hızı Aralık ayında %20’lerdeyken Ocak-Şubat’ta %50’nin üzerine fırlayabilir.

Biz yukarıda anlattığımız bu takvim etkilerinin yarattığı sorunların çözümü için genellikle hareketli ortalamaları kullanıyoruz.

Bütün bu yazdıklarımızdan çıkacak sonuç: Çin’de özellikle aylık olarak açıklanan verilerdeki oynamalarını kafaya takmak yerine genel eğilimlere bakmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.

Sizce de istatistik kelimesinin Çince karşılığı “shit” gibi görünmüyor mu..?  

Kasım ayı verileri: Giderek daha iyiye doğru…

13 Aralık 2016

Bugün iç piyasaya ait üç önemli veri olan sanayi üretimi, perakende satışlar ve sabit yatırımlara ait Kasım ayı verileri açıklandı. Özellikle iç tüketime ilişkin en önemli aylık veri olan perakende satışların piyasa beklentilerini epey aşması hem Çin hem de küresel ekonomi için iyi haber. Sanayi üretimi beklentileri bir tık aşarken, sabit yatırımlar ise tam da beklentiler düzeyinde geldi.

Çin sanayi üretimi sabit yatırımlar perakende satışlar
Grafikte gördüğümüz gibi sanayi üretimi ve perakende satışlar hemen hemen son 1.5 senedir belirli düzeylerde aheste seyirler tutturmuş durumdalar. Zaten bu iki göstergenin yataya yakın seyri de sürekli olarak ‘Çin ekonomisinin dip noktaya ulaştığı’ şeklinde yorumlanıyor. Google’da “China economy bottoming out” diye aradığınız zaman 2015 yılı sonbaharından bu yana hemen her ayda web’e düşmüş bir sonuç bulabiliyorsunuz.

Artık  herkesin dikkati sabit yatırımlara odaklanmış durumda. Yukarıdaki grafikte görülebileceği üzere bu yılın ilk yarısında sert bir düşüşe giren sabit yatırımlar  Temmuz ayından itibaren yatay bir seyir tutturdu. Bunun en büyük nedeni ise bir aşağıdaki grafik. Muhtemelen başka yerlerde de görmüşsünüzdür çünkü bu grafik Çin ekonomisinin kısa ve uzun vadeli geleceği için kilit öneme sahip. Özel sektör (kamu dışı) yatırımları Temmuz ayında dip yaptıktan sonra yavaş yavaş toparlanıyor.

çin sabit yatırımlar kamu özelMeraklısı için 2016 yılında görülen anormalliği kısaca anlatalım. Aslında Çin’in ekonomik dönüşümünde temel hedeflerden birisi sabit yatırımların ağırlığının kamudan özel sektöre aktarılmasıydı. Nitekim verilerin kamu ve özel olarak ayrıldığı 2004 yılından bu yana özel sektörün toplam yatırımlar içerisindeki payının -küresel krizin hissedildiği 2008-2009 yılları hariç- sürekli yükselerek %65’e kadar ulaştığını görüyoruz. Ancak 2016 yılının ilk aylarında ekonomik belirsizlikler, yüksek borç birikimi ve piyasalardaki çalkantılar gibi etkenlerle özel sektör yatırımlarında sert bir yavaşlama meydana geldi. Bu durumun ekonomik büyümeye yansımaması için de hükümet hızlı bir şekilde devreye girerek altyapı ağırlıklı kamu yatırımlarını artırdı.

sabit yatırımların kamu özel dağılımı yüzde

Özel sektör yatırımlarının ekonomi içerisinde geldiği nokta bundan sonrası için ekonominin hem kısa hem de uzun vadede sağlığı için çok önemli. Aslında sabit yatırımların 1994’ten bu yana seyrinde bir döngüsellik var ki bu döngüyü Excel vasıtasıyla basit bir polinom denklemle bile ortaya koyabiliyoruz. Ancak bu döngüsellik 2012 yılından bu yana beklenmedik bir şekilde yukarı yerine aşağı yönde kırılıyor gibi. Bu durumun da enflasyon verilerinde değindiğimiz ve ÜFE’nin söz konusu 23 yılın en uzun deflasyon dönemine denk gelmesinin tesadüf olmadığı görüşündeyiz. Bu nedenle ÜFE’deki deflasyonun sona ermesini çok önemli bir gelişme olarak görüyoruz.

sabit yatırımların döngüleri

Sonuç olarak Çin’de ekonomik görünüm her ay biraz daha iyiye gidiyor. Nitekim piyasalarda da bugünkü verilerle birlikte Merkez Bankası’nın bir sonraki para politikası adımının gevşeme değil sıkılaşma yönünde olacağı konuşulmaya başlandı.

Züccaciye Dükkanına Girmiş Çin Gibi

Başlangıç yazımızda Çin ekonomisinin ulaştığı büyüklük nedeniyle artık gelişmekte olan ülke (GOÜ) verilerini birleştirdiğimiz zaman Çin dışındaki ülkelerin etkisi giderek ortadan kaybolmakta olduğundan bahsetmiştik. Şimdi de bu çarpıklığı görsel bir şekilde ortaya koymaya çalışacağız.

Çin’in son 35 yılda hızla büyüyerek dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olduğunu zaten biliyoruz. Hatta Satın Alma Gücü Paritesi’ne (SAGP) göre bakarsak, ABD’yi çoktan geride bıraktı. İşte insanlık tarihinin gördüğü en büyük ekonomik kalkınma öyküsü artık dünyanın birçok yerindeki ekonomistler için bir sorun yaratmaya başladı. Çin’in özellikle -bir çok ekonomik tanıma göre dahil olduğu- gelişmekte olan ülkeler içinde geldiği konum çok daha sarsıcı. Buradaki 19 ülke*, IMF tanımıyla 152 tane olan GOÜ ekonomisinin %80’ini oluşturuyor, yani buradan sonraki analizlerimiz için yeterince açıklayıcı bir alt küme.

gou-pay

Diyelim ki gelişmekte olan ülkeler için bir büyüme grafiği çizmek istiyorsunuz. Bunun en kolay yolu basit aritmetik ortalama almaktır. Bunu yaptığımız zaman da bütün GOÜ’deki büyüme hızının, Çin hariç büyüme hızından çok da farklı olmadığını görüyoruz.

basit-ortalama

Tabi ki azıcık iktisat okumuş herkes, bu hesap yapılırken mümkünse ülkeleri ekonomik büyüklüklerine göre ağırlıklandırmanın daha doğru sonuçlar vereceğini bilir. Biz de söz konusu düzeltmeyi önce dolar cinsi cari fiyatları, sonra da SAGP’yi kullanarak yapıyoruz ki her iki yöntemi de savunacak okurlar mutlu olsunlar (bizim tercihimiz cari fiyatlar).

agirlikli

Her iki yöntemde de net bir şekilde görülüyor ki Çin tek başına GOÜ’deki büyüme hızını göz ardı edilemeyecek kadar yukarı çekiyor. Mesela cari fiyatlarla büyüklüklerine göre ağırlıklandırdığımız GOÜ 2015 yılında %4.7 büyümüş görünürken, bu gruptan Çin’i çıkardığımız zaman büyüme hızı bir anda %2.7’ye düşüveriyor.

İşte bunun içindir ki artık büyüme, sanayi üretimi, dış ticaret gibi tercihen büyüklüklere göre ağırlıklandırılması gereken verilerde GOÜ’den bahsederken “Çin dahil” ve “Çin hariç” iki ayrı hesaplama yapmak daha doğru görünüyor.

Tabi Çin çıkınca Brezilya, Rusya ve Hindistan gibi ülkeler GOÜ evreninde baskın hâle geliyorlar ama bu üç ülkenin toplamı bile Çin’in oldukça gerisinde kalıyor. GOÜ’ler arasındaki bu ve benzeri ayrışmalar son yıllarda “gelişmekte olan ülke” tanımının yetersizliğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmeye başladı. Hatta Financial Times’ın bu konuya adadığı özel bir bölümü bile var. Ama bunlar başka yazıların konuları…

 

 

*: Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, G. Afrika, G. Kore, Hindistan, Kolombiya, Macaristan, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Rusya, Şili, Rusya, Tayland, Tayvan, Türkiye.