İçeriğe atla

Başlarken

Napolyon zamanında bir kehanette bulunur: “Bırakın Çin uyusun. Uyandığı zaman dünyayı sallayacak”.

Bugün dünyada yaşayan herhangi bir insan bu kehanetin gerçekliğini teyit edecektir. 1980’lerde ekonomiyle başlayan dışa açılma sürecinin sonucunda bugün küresel bazda karşımıza çıkabilecek herhangi bir konuyu Çin olmadan düşünmek imkansız ve ısrarla bunu yapanlar için de eksiktir. Hani geyik muhabbetlerinde söylenen “Bütün Çinliler aynı anda zıplarsa deprem yaratabilir mi.?” diye bir laf vardır. Fiziksel olarak bunun mümkünlüğünü bilemeyiz ama mecazi anlamda bu sorunun doğruluğunu her gün bir kez daha görüyoruz. Çin artık züccaciye dükkanına girmiş fil gibi, dahil olduğu her ortamda ağırlığını hissettiriyor. Öyle ki son yıllarda gelişmekte olan ülke (GOÜ) verilerini ekonomik büyüklükleriyle ağırlıklandırarak birleştirdiğimiz zaman Çin dışındaki ülkelerin etkisi giderek ortadan kaybolmaya başladı. Bunun için GOÜ verilerini bazen “Toplam” ve “Çin Hariç” olarak ikiye ayırmak gerekiyor.

Hal böyleyken yerel ölçekten çıkıp (hatta bazen yerelde kalmak bile Çin’in etkilerinden kurtulmak için yeterli olmuyor) küresel ölçekte düşünmek isteyen herkesin Çin’i iyi anlaması gerekiyor. Ancak bu ülkeyi günlük bazda takip ve analiz ettiğimiz 15 yıla yakın sürede elde ettiğimiz en önemli tecrübe: bu işin doğru yapılabilmesi için geçmiş ezberlerden kurtulmak gerektiğidir. Çin’i kendi özel durumunda ve özel dinamikleriyle anlamak gerekiyor.

İşte bulunduğunuz site tam da bu amaçla kuruldu. Burada yazdığımız yazılarla hem Çin gündemindeki gelişmeleri takip ve analiz etmeye hem de bu ülkenin kendine has vaziyetlerini anlatmak istiyoruz. Arada fırsat buldukça da diğer gelişmekte olan ülkelere ve makroekonomi teorisi ve analizine ilişkin görüşlerimizi dile getireceğiz.

Hoş geldiniz ve iyi okumalar…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir