İçeriğe atla

Çin’in Döviz Rezervleri ve Dış Ticaret Dengesi: Bir Kötü ve Bir İyi Haber

Bugün Çin’de açıklanan iki önemli veri Kasım ayı döviz rezervleri ve dış ticaret dengesiydi. Döviz rezervleri piyasa beklentilerinin üzerinde bir düşüşle 3 trilyon dolara kadar geriledi. Haziran ayından bu yana zaten görülmekte olan aşağı yönlü eğilimin Ekim ve Kasım ayında derinleşmesi, Çin’den sermaye çıkışlarının yeniden derinleştiğine işaret ediyor. Dış ticaret verileri ise özellikle gelişmiş ülkelere yapılan ihracatın artışıyla pozitif bir sürpriz yaptı.

Öncelikle döviz rezervlerine bakalım. Çin’in açık ara dünyanın en büyüğü olan döviz rezervleri 2014 yılının ilk yarısında 4 trilyon dolara dayandıktan sonra düşmeye başladı ve aradan geçen 2,5 yılda 1 trilyon dolar eridi. Aslında doların aynı dönemde küresel ölçekte kaydetmiş olduğu %25’lik yükselişi hesaba katarsak bu düşüş daha sınırlı bir düzeyde kalıyor. Malum döviz rezervlerinde dolar dışı para birimleri bulunsa da bunların değerleri dolar cinsinden ifade ediliyor ve kur hareketlerinden etkileniyor (*). Nitekim Kasım ayında nominal olarak 69 milyar dolar seviyesindeki düşüş, doların Kasım ayındaki yükselişini hesaba katarsak 40 milyar dolar civarına düşüyor. Yine de Çin’in döviz rezervlerinin hızla düştüğü bir gerçek.

Çinin Döviz Rezervleri

Peki bu düşüş neden oluyor.? Elimizde birkaç önemli sebep var; (1) Çin ekonomisinin 2011 yılından bu yana hükümetin kontrolünde yavaşlaması, (2) dolar karşısında 2005’ten bu yana sürekli olarak yükselen yuanın(**) artık denge değerine yaklaşması ve tek yönlü bir hareketin kesinliğini yitirmesi ve (3) FED’in tapering politikasıyla birlikte sermaye akımlarının yeniden evine (ABD’ye) dönmeye başlaması. Tabi Çin’in önce 2015 yazında sonra da 2016 başında borsa ve döviz kurunda -biraz da kötü yönetime bağlı olarak- yarattığı dalgalanmaların da etkisini unutmamak lazım.

usd/cny

Sonuçta Mart-Eylül arasını sakin geçiren Çin’in döviz rezervleri yeniden hızlı bir düşüşe geçti. Söz konusu düşüşte büyük ihtimalle Merkez Bankası’nın yuandaki değer kaybını dizginlemek için döviz rezervlerine başvurması etkili oluyor. Merkez Bankası demişken; ülkeden sermaye çıkışını teyit eden bir başka veri de bilançoda bulunan döviz varlıkları. Çin’de sermaye hesabının kapalı olması nedeniyle ülkeye giren dövizin tamamına yakın kısmı sonunda Merkez Bankası’nın kasasına giriyor. Bu veride de döviz rezervlerindeki düşüşe benzer bir eğilimi görebiliyoruz.

doviz-cinsi-varliklar

Sermaye akımlarını kabaca takip edebileceğimiz bir başka gösterge de rezervlerdeki değişimin, bir ülke için kalıcı döviz olarak düşünebileceğimiz dış ticaret fazlası ve doğrudan yabancı yatırımlardan arındırılmış hâli oluyor. Burada da az önce bahsettiğimiz şekilde ikinci çeyrekte itibaren hızlanan bir çıkış eğilimi söz konusu.

döviz-rezervlerdeki-degisim

Çin’in döviz rezervlerindeki düşüşe ilişkin yorumlarda 1 trilyon doları giden ve 3 trilyon dolar kalan rezervlerin döviz kurunu ne kadar daha savunabileceğine ilişkin soru işaretleri dile getiriliyor. Doğrusu ilk aklımıza gelen “zor zamanlarda 4 trilyon dolar bile yetmiyorsa kan ter içerisinde rezerv biriktirmenin ne anlamı var ki” oluyor. Sonra bir ülkenin hiç döviz rezervi olmasa neler olabileceğini düşünüyoruz da normale dönüyoruz.

Ha bu arada Merkez Bankası geçtiğimiz hafta içerisinde ülkeden sermaye çıkışlarını kısıtlamaya yönelik bazı önlemler açıkladı. Fırsat bulursak belki bunun üzerine de kalem oynatırız. İşin ilginci, bizim hızla yükselen dolar yerine altın kullanımını/birikimini artırmayı düşündüğümüz bu günlerde Çin sermaye çıkışlarını (=doların yükselişini) durdurabilmek için altın ithalatını kısıtlayıcı önlemler alıyor. Bir taraf feci yanılıyor ama neyse..!

Kasım ayı dış ticaret verileri de yukarıda belirttiğimiz şekilde piyasa beklentilerinden daha iyi gelerek hoş bir sürpriz yaptı. Zaten dış ticaret verilerinde iyi-kötü bir toparlanma vardı yuan cinsi dış ticaret verileri daha iyi bir resim bile çiziyor. Kasım ayında ise gelişmiş ülkelere yapılan ihracat ve temel hammadde ithalatı verileri güçlendiren başlıca etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Çin’in diğer gelişmekte olan ülkelere karşı ithalatında ve ihracatında henüz benzer bir toparlanma yok. Ama küresel talep zincirinin gelişmiş ülkelerden başlayıp aşağıya doğru yayıldığını düşünürsek biraz daha beklemek gerekiyor. Tabi yeni ABD Başkanı Trump’ın seçim kampanyası sırasında estirdiği fırtınaların ne kadarı icraatlarına yansıyacak, bu da küresel ticaret dinamikleri için önemli bir soru işareti ve risk.

cin-ithalat-ve-ihracat

cinin-gelismis-ulkelere-ihracati

(*): Çin’in döviz rezervlerinin kompozisyonu dünyanın en iyi korunan sırlarından birisi. Biz IMF’ye raporlama yapan bütün ülkelerin rezerv portföyündeki ağırlıkları (yaklaşık olarak %67 dolar, %33 diğer) varsayım olarak aldık.

(**): Çin’de paradan bahsederken iki ayrı kelimeyle karşılaşıyoruz. Bunlardan “renminbi-halkın parası” adı üzerinde Çin’in parasını, yuan ise paranın değerini temsil ediyor. Aradaki farkı şöyle bir örnekle anlatabilir miyim acaba: Cebinizde bir renminbi banknot var ama kaç yuan olduğunu çıkartıp üzerindeki rakamı okuyana kadar bilmiyorsunuz. Küresel ölçekte her ikisi de kabul görüyor, doğru-yanlış yok. Biz burada ve bundan sonra yuan’ı tercih edeceğiz. Bunun en basit sebebi öyle alışmış olmamız. Hem “yuan” yazarken parmaklar klavyede daha rahat akıyor. En azından bizim için öyle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir